ne yerdeki şeytanlar...
ne de gökteki melekler ayırabilir
ruhumu ruhundan
Bir ferahlık verdi sana tanrın lenorenin hatırlarından kurtulasın diye bir ilaç iç bu iksiri kana kana ve sil LENORE yi aklından...
dedi KUZGUN
hiçbirzaman!!!
Oraya gitmek istiyorum, oraya
Artık güvenim var koluma, kendime
Önümde uzanan açık deniz
Bir gemi taşıyor beni engine.
Her şey pırıl pırıl, daha yeni
Uyur mekânda, zamanda öğle vakti
Yalnız senin gözlerin, ey sonsuz!
Senin bakışın seyreder beni.
gözleri yaradan güzelikleri görsün diye yaratmış allah seni nazardan saklasın
Orada, çiçeklerle çevrili ağaçlıkta, çimenlerin üzerinde; kendindengeçmiş hünsa uyumakta, yüzü kendi gözyaşlarıla ışlanmış.
Ay yuvarlığı bulut yığınından kurtardı kendini; şimdi solgun ışıklarıyla güzelim yüzünü okşuyor bu yeni yetmenin. Yüz çizgilerinde en erkek güç ile kutsal bir bakirenin inceliği var aynı anda. Hiç birşey doğal görünmüyor onda,dişi biçimleri uyumlu çizgileri arasında kendine bir yol açan vucut kasları bile. Kolunun biri alnının üzerine kıvrılmış, öteki kolunu göğsüne baştırmış, sanki bütün güç açmalara kapalı ve sonsuz bir gizin ezici ağırlığıyla yüklü bir yüreğin vuruşlarını önlemek istermiş gibi. Yaşamdan yorgun düşmüş, kendisine benzemeyen varlıklar arasında yürümekten utanmış, ruhunu bir umutsuzluk sarmış, bir dilenci gibi yapayalnız ilerliyor vadilere.Yaşam için gereken şeyleri nasıl sağlıyor acaba?
O bu gözetimden kuşkulanmadan, onun yanı başında geceliyor merhametli ruhlar, ve hiç yüz çevirmiyorlar ona:
Öylesine iyi! Öylesine yazgısına boyun eğmiş!
Bazen duyarlı kişilerle, kendilerine eliyle dokunmadan kolayaca konuşuyor ve uzak duruyor düşsel bir tehlike korkusuyla. Kendisine yalnızlığı neden eş seçtiğini sorulacak olsa, gözlerini gökyüzüne doğru kaldırır ve Esirgeyici' ye
olan siteminin gözyaşlarını güçlükle tutar; ama, yanıtlamaz göz kapaklarının karına sabah gülünün kızıllığını yayan bu düşüncesiz soruyu. Konuşma uzarsa, kaygılanır, yaklaşan bir görünmez düşmanın varlığından kaçmaya çalışıyormuş gibi gözleriyle ufkun dört bir yanıtı tarar, eliyle çabucak vedalaşıp uyanan utancının kanatları üzerinde uzaklaşır ve ormanda yitip gider. Öylesine iyi! Öylesine yazgısına boyun eğmiş!